Aşağıda, araştırmacı bir bakışla, Gürsu’nun güncel nüfus verisi etrafında şekillenen toplumsal yapıyı, bireylerin normlarla kurduğu ilişkileri ve cinsiyet rollerini tartışmaya açan bir deneme yer alıyor:
—
Samimi Giriş: Araştırmacının Gözlemiyle Bir Mahalle Sohbeti
Elimde bir not defteri, kalemim hazır; sokakta rastlaşacağım insanlarla göz temas kurarım, sohbet kapısını açarım. İstanbul’dan gelmiş bir sosyolog adayı olarak, taşrada – hatta kent çeperinde – yaşayanların günlük ritüellerine karışmak isterim. Gürsu’da yürürken, çay ocağında oturan yaşlı kadın, bakkalda tezgahtaki genç kız, inşaatta çalışan işçi; hepsinin hikâyesi aynı anda hem somut hem de metaforiktir. Bu gözlerle Gürsu’nun nüfusuna, toplumsal yapılarına, bireylerin birbirleriyle kurdukları bağlara mercek tutmak istiyorum.
—
Gürsu’nun Nüfusu Ne Kadar?
2024 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre Gürsu’nun toplam nüfusu 104.867 kişidir. [1]
Bu nüfusun 53.099’u erkek, 51.768’i kadındir. [1]
Yani cinsiyetler arasında sayısal olarak büyük uçurum yok; nüfus içinde kadınlar ve erkekler birbirine yakın sayılarda yer alıyor. [2]
Bu istatistik, nüfus sayısına dair “bir rakamdan ibaret değil” gerçeğini hatırlatır: her bir birey, normlarla, değerlerle, beklentilerle örülmüş bir sosyal ağın içindedir.
—
Toplumsal Normlar ve Birey İlişkisi
Toplumsal normlar, örneğin “erkek çalışkandır, kadın bakımlıdır” gibi yaygın düşünceler, sadece fikir dünyasında kalmaz; sokaklara, evlere, mahalle kahvelerine kadar iner. Gürsu’da, mahalle bakkalında çalışan erkek gencin arkasında, “çalışma gururu” normu yatar; evin içindeki kadınların çocuklara bakması, ev içi işleri üstlenmesi beklenir. Bu normlar, bireyin seçme alanını sınırlar ama aynı zamanda hareket alanı yaratır — normla çatışanlar için direniş zemini, normla uyumlu olanlar için güven alanı.
Bir genç kadın, marangoz ustası olmak isterse – örneğin mobilya işiyle uğraşmayı arzuluyorsa – pek çok sosyal tepkiyle karşılaşabilir: “Kız işine bakmalı”, “Zor meslek, sen ne yaparsın” gibi ifadelerle. Oysa erkek bir birey, diş hekimliği ya da çocuk bakım işiyle ilgilenmek isterse – “erkek işi değilmiş” denilebilir. Bu durumda norm, bireyin arzularını dizginleyici bir rol oynar.
Normlar, mahalle sohbetlerinde tekrar edilir: “Kızlar geç saatte çıkmaz”, “erkek geç saatte dışarıda olur ama gece eve gelmeli” gibi halk arasında dolaşan söylemler, toplumsal denetimi ayakta tutar. Bu söylemler kişisel tercihler üzerinde baskı kurarken aynı zamanda bireyin kendini yönlendirdiği bir pusula haline gelir.
—
Cinsiyet Rolleri: Yapısal İşlevlerle İlişkisel Bağlar
Yapısal İşlevler: Erkeklerin Alanı
Toplumda erkeklerin “dış dünya”, “üretim”, “ekonomik kazanç” rollerini üstlenmesi sıklıkla beklenir. Gürsu’da kentsel dönüşüm projelerinde, inşaatta, sanayide çalışan erkeklerin çoğunluğu bu yapısal işlev rollerini temsil eder. Bu erkekler, “şehirle üretime bağlanan köy kökenli” profil taşırlar: köyden gelmiş, fabrika ya da inşaat şantiyesinde iş bulmuş genç erkekler.
Yapısal işlevler, kurumlarla doğrudan ilişkilidir: belediye, fabrika, sanayi bölgesi, büyük binalar… Erkek birey bu kurumlara bağlanır. Örneğin bir erkek işçi, makamlar, taşeron şirketler, iş güvenliği yönetmelikleriyle ilişki kurar. Onun kimliği, “çalışan erkek”, “kazanan birey” söylemiyle örülür.
İlişkisel Bağlar: Kadınların Alanı
Kadınlara ise genellikle ilişkisel alan verilir: aile bağları, komşuluk ilişkileri, sosyal destek ağları, çocuk bakımı ve bakım yükümlülükleri… Gürsu’da kadınlar mahallede birbirlerine destek olur: “komşu evlat okula gidecek, biraz bakar mısın?”, “hasta var, sen gel de yardım et” gibi tacirlik dışı ilişki ağları kurarlar. Bu ilişkisel alan, görünmez ama güçlü bir sosyal dokudur.
Örneğin bir Anne Derneği varsa, çoğu kez kadınların örgütlediği ve yönettiği etkinliklerdir; okul kantini, veli toplantısı, mahalle yardımlaşmaları… Kadınlar bu alanlarda “ilişkisel akışkanlık” sergiler. Yani erkek kurumlarla bağ kurarken kadınlar kişilerle, ailelerle, mahallelilerle bağ kurar.
İlişkisel bağların gücü, kriz anlarında ortaya çıkar: hastalık, ölüm, işsizlik gibi durumlarda kadınlar birbirine ulaşır, destek verir; erkekler kurumla, kartla, parayla hareket eder. Bu ayrım, toplumsal olarak şekillendirilmiş cinsiyet rollerinin pratik tezahürüdür.
—
Normlarla Bütünleşme ve Çatışma: Örneklerle Yaklaşım
Gürsu’da genç bir kadın öğretmen adayını ele alalım. Öğretmen olma arzusu, hem yapısal hem de ilişkisel bir potansiyel içerir: okul kurumuna katılım, öğrenciyle ilişki, meslek kimliği… Eğer bu kadın mahallede “erkek işi okuyorsun, evlenince bırakırsın” gibi yorumlarla karşılaşırsa, normla çatışma yaşamış olur. Ancak ilişkisel ağları güçlüyse (ailesi destekse, arkadaşları benzer tercihler yapmışsa), bu çatışmayı aşma gücünü bulabilir.
Erkek bir genç girişimci, mahallede tekstil atölyesi açmayı düşünse, çevresinden “çalışmak kolay” sözleriyle desteklenebilir çünkü yapısal işlev normuna uygundur. Ama eğer aynı genç, mahallede “kadın işi” olarak algılanan bir el işi işine yönelmek isterse (örneğin ev tekstili tasarımı, örgü işi), normun bariyerleriyle karşılaşabilir; erkek olduğuna dair beklentiler devreye girer.
Normun desteğiyle kurulan işler, toplumsal kabul görür; normla çatışan tercihlerse hem bireyin içsel çatışmasına hem de sosyal cezalara neden olabilir.
—
Sonuç: Nüfus Rakamının Ötesinde
Gürsu’nun nüfusu 104.867’dir; bu sayı, yaşam öykülerinin toplamıdır. Erkek ve kadın sayıları birbirine yakın olsa da, toplumsal normlar, kurumlar, cinsiyet rolleri, ilişkisel bağlar bu nüfus içindeki hayatları farklı biçimlendirir. Yapısal işlevlerle kurulmuş erkek rolleri ve ilişkisel bağlarla yoğrulmuş kadın rolleri, normlarla iç içe geçer.
Siz, kendi mahallenizde benzer örnekler gözlediniz mi? Evinizde, sokakta, çarşıda normlarla nasıl yüzleşiyorsunuz? Bu blogu okuyan herkesi kendi çevresindeki toplumsal deneyimleri tartışmaya — yorumlarda paylaşmaya davet ediyorum.
—
Sources:
[1]: https://www.gursu.gov.tr/nufus?utm_source=chatgpt.com “T.C. Gürsu Kaymakamlığı – Nüfus”
[2]: https://www.nufusu.com/ilce/gursubursa-nufusu?utmsource=chatgpt.com “Gürsu Nüfusu – Bursa”