Fırat kenarında yüzen kayıklar nerenin türküsü? Merhaba! Zof sayfasında bugün “Fırat kenarında yüzen kayıklar nerenin türküsü” konusunu tüm yönleriyle ele alıyoruz. Ankara’da büyüyüp de Anadolu’nun farklı sesleriyle tanışmayan yoktur sanırım. Benim için bu tanışma, çocuklukta evde çalan eski kasetlerle başladı. Bir yanda başkentteki gri apartmanlar, diğer yanda banttan yükselen uzun hava ve bozlaklar… Ama içlerinde bir tanesi var ki, ne zaman duysam aklımda hep aynı görüntü beliriyor: suyun üstünde ağır ağır süzülen kayıklar, akşam üstü Fırat kıyısında hafif esen rüzgâr. “Fırat kenarında yüzen kayıklar nerenin türküsü?” sorusu da tam burada anlam kazanıyor. Çünkü bu türkü sadece bir coğrafyayı değil, o…
Yorum BırakEtiket: nda
Hoşgeldiniz… Bir yüreğin sessiz yolculuğuna Düşünün ki, bir caminin göğsünde yükselen zarif bir kubbe var. Altında, sessiz ve derin bir mana saklı. Bu yazıda, o kubbenin gölgesinde kimlerin yattığını; tarihî verilerle, insan hikâyeleriyle birlikte anlamaya çalışacağız. Şimdi birlikte adım adım ilerleyelim. Yeşil Kubbe aslında nerede ve ne ifade ediyor? Medine’de bulunan Mescid‑i Nebevî’nin güneydoğu köşesinde yer alan Yeşil Kubbe, İslam dünyası için sembolik bir mekân hâline gelmiştir. ([Vikipedi][1]) Kubbenin altındaki bölüm – “Hücreyi Saadet” adıyla anılan kısım – yalnızca mimarî bir yapı değil; binlerce insanın kalbine dokunan bir mana yuvasıdır. Kubbenin gölgesi altındaki üç büyük isim Verilere göre, Yeşil Kubbe’nin altında yatan…
10 YorumAşağıda, araştırmacı bir bakışla, Gürsu’nun güncel nüfus verisi etrafında şekillenen toplumsal yapıyı, bireylerin normlarla kurduğu ilişkileri ve cinsiyet rollerini tartışmaya açan bir deneme yer alıyor: — Samimi Giriş: Araştırmacının Gözlemiyle Bir Mahalle Sohbeti Elimde bir not defteri, kalemim hazır; sokakta rastlaşacağım insanlarla göz temas kurarım, sohbet kapısını açarım. İstanbul’dan gelmiş bir sosyolog adayı olarak, taşrada – hatta kent çeperinde – yaşayanların günlük ritüellerine karışmak isterim. Gürsu’da yürürken, çay ocağında oturan yaşlı kadın, bakkalda tezgahtaki genç kız, inşaatta çalışan işçi; hepsinin hikâyesi aynı anda hem somut hem de metaforiktir. Bu gözlerle Gürsu’nun nüfusuna, toplumsal yapılarına, bireylerin birbirleriyle kurdukları bağlara mercek tutmak…
2 Yorum