Limit Nerede Olmaz?
Birini sevmek, bazen her şeyi anlamak gibidir. Ne kadar uzaktan bakarsan bak, her şey o kadar karmaşıklaşır ki, sonunda sadece kalbini dinlersin. İşte o an, “limit nerede olmaz?” sorusu bir anda bütün duygulara dönüşür. Zihnin sana “Yeter artık, sınır koy” dediği anlarda bile, kalbin sana başka bir şey söyler. Bazen sınırsızca, hiç durmaksızın, kaybolarak…
Bir Kış Günü ve Dönüşüm
Kayseri’nin soğuk kış sabahlarından biriydi. Hava, her zamanki gibi buz gibiydi. Hafif bir kar yağıyor, yerler pırıl pırıl beyaz… Ama benim için daha da soğuk olan bir şey vardı: içimdeki boşluk. O gün, yıllardır içimde gizlediğim duygularla yüzleşmek zorunda kalacaktım. Biraz çekingen, biraz da korkarak, hayatımda sınırları olmayan bir ilişkiyi sonlandırmak için adım atmak üzereydim. Sınırları olmayan demek, çok şey demekti. O an, her şey bir çığ gibi üzerime geldi: Sevgim, güvenim, beklentilerim ve sonunda kaybolan bir umut…
Düşüncelerim birbirine karıştı, zihnim bulanıklaştı. Nasıl oldu da her şey bu kadar hızlı gelişti? Şu an sadece karar vermek istiyordum, ama kendimi bu duygularla baş başa bırakmak zorundaydım. İçimde bir ses sürekli, “Limit yok, ne kadar seversen sev, kaybolabilirsin,” diyordu. Ama yine de, hiç olmasa da, hayatın bazen insana sınırlar koyduğunu kabul ediyordum. Bu duyguyu hissettiğimde, kendimi anlamak o kadar zorlaştı ki, bir anda kararımı vermek zorunda hissettim.
Sınır Koymak Ne Zaman Zorlaşır?
Birbirimize daha fazla yakınlaştığımızda, bazen en küçük bir söz, bir bakış, bir hareket her şeyin daha anlamlı olmasına neden olur. Hayatımda biri olduğu zaman, her şey daha parlak, daha canlı olurdu. Ama, bazen parlayan o ışık, bir anda sönüp gitmiş gibi hissederdim. Sadece kaybolan bir umut olurdu geriye. O kadar açık, o kadar derin duygularla yaşarken, fark etmeden sınırlar da kaybolur.
Birbirimizi sevmenin anlamı neydi? Kendimi sürekli bir keşif içinde bulurdum. Onu düşündüğüm her an, bir başka duyguyu daha keşfederdim. Bazen bir şarkı çalar, gözlerimdeki yaşlar önümü görmemi engellerdi. Bazen de bir gülüş, bir el hareketi, içimdeki boşluğu doldururdu. Ama bu, her zaman sürdüremediğimiz bir şeydi. İşte o zaman, duygularımın bir sınırı olduğunu fark ettim. Birinin sınırları aştığını kabul etmek, bazen acı vericiydi. Ama yine de, sınırlar nerede başlar, nerede biter? Sevmekle, sınırları koymak arasındaki fark ne?
“Limit Nerede Olmaz?”
Bütün bu duyguların içinde bir yerlerde, hala şüphelerim vardı. Ne zaman bir sınır koymak istesem, içimde bir şeyler beni durduruyordu. O an, içimdeki bir his seslendi: “Limit nerede olmaz?” Cevap belki de içimde saklıydı ama ben onu görmüyordum. Ya da belki de, gerçekten limitin olmadığına inanmak istiyordum. Bazen birinin hayatına dokunduğunda, zamanla her şey kaybolur; ama bu kayboluş, insanı daha güçlü kılabilir mi? Bu soruyu, o kadar yoğun bir şekilde soruyordum ki, cevabını alabileceğimi düşünmüyordum. Ama bir his vardı, bana “Devam et, dene” diyordu. Limit yoktu, sadece hissetmek vardı.
Sevmenin, cesaret gerektiren bir şey olduğunu fark ettiğimde, gerçekten sınırların anlamını sorgulamaya başladım. Eğer sevdiğin kişiye, her anlamda kendini veriyorsan, her şey sınır dışıdır. Kendi duygularını yaşarken, ne kadar kaybolduğunu fark edemezsin. Ama bir noktada kaybolan sadece senin duyguların olmaz, başkalarınınkiler de kaybolur. Ve ne zaman bir şey kaybolursa, geriye ne kaldığı sorusu bir yavaşlıkla gelir.
Umut ve Hayal Kırıklığı Arasında
Birbirimizi daha iyi tanıdıkça, hayatımızda bazı şeylerin artık yolunda gitmediğini hissettik. Ama zamanla, zaman geçtikçe, sadece gözlerimdeki yaşlar değildi, kalbimde de büyük bir boşluk vardı. Sınırları kaldırdım, ona hep açık oldum. Ama her şey her zaman düşündüğüm gibi gitmedi. O kadar bağlıydık ki birbirimize, bazen farkında bile olmadan kendimizi kaybettik. Hangi sınırları aştığımızı bilmeden yaşarken, kaybolduk. Ama kaybolurken bile, aslında kaybolmadığımızı düşündüm. Çünkü bir şey kaybolduğunda, aslında başka bir şey doğuyordu. Kendi sınırlarımın ötesine geçmek, beni zamanla hem özgürleştirdi, hem de korkuttu.
Ve bir sabah, her şey değişti. Artık her şeyin daha net olduğunu düşünüyordum. Hayat, bana sınır koymam gerektiğini söylüyordu ama ben buna ne kadar inanabilirdim ki? İki kalp, bir araya geldiğinde, birbirinin sınırlarını aşmak ister. Bazen insan kendisini kaybetmekten korkar, ama bazen kaybolduğunda gerçek kimliğini bulur. O sabah, belki de son kez, gözlerimdeki yaşlarla ve kalbimdeki derin boşlukla, hayal kırıklığı ve umut arasında gidip gelirken, bir şarkı çaldı: “Limit nerede olmaz?”
O an, her şeyin bir anlamı olduğunu fark ettim. Kaybolmak, aslında yeniden bulmak demekti. Sınırlar, belki de sadece kendimize koyduğumuz sınırlardır. Ama gerçekte, limit nerede olmaz? Cevap, bazen seninle kalır, bazen de kaybolur…
Sonuç
Bir şey kaybolduğunda, her zaman yerine bir şey gelir. Kaybolan bir umut, yeni bir başlangıcın habercisi olabilir. Ancak sınırlar, her zaman olduğundan daha fazla önemlidir. Hayat, bazen sınırları aşmamızı gerektirir, ama bu her zaman kendimizi kaybetmek anlamına gelmez. Sadece hissetmek, kaybolmak ve yeniden bulmak demektir. Ve belki de, limitlerin olmadığı yerler, bizlere gerçekte kim olduğumuzu hatırlatan yerlerdir.