Gürültü Kirliliğini Önlemek İçin Neler Yapabiliriz? Sessizliğin Sosyolojisine Dair Bir Yolculuk Toplumları anlamaya çalışan bir araştırmacı olarak, gürültü kirliliğini yalnızca çevresel bir sorun değil, toplumsal etkileşimin derin bir aynası olarak görürüm. Çünkü bir toplumun ne kadar ses çıkardığı, aslında onun nasıl yaşadığını, birbirine nasıl davrandığını ve değerlerini nasıl inşa ettiğini gösterir. Peki, “gürültü kirliliğini önlemek için neler yapabiliriz?” sorusu sadece teknik önlemlerle mi ilgilidir, yoksa kültürel bir dönüşümün işaretini mi taşır? Toplumsal Gürültü: Sadece Ses Değil, Bir İlişki Biçimi Gürültü, toplumun iletişim biçimlerinden biridir. Kalabalık şehirlerdeki korna sesleri, yüksek sesle konuşmalar, hoparlörden yayılan müzikler ya da evdeki matkap uğultusu… Hepsi…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Aşağıda, araştırmacı bir bakışla, Gürsu’nun güncel nüfus verisi etrafında şekillenen toplumsal yapıyı, bireylerin normlarla kurduğu ilişkileri ve cinsiyet rollerini tartışmaya açan bir deneme yer alıyor: — Samimi Giriş: Araştırmacının Gözlemiyle Bir Mahalle Sohbeti Elimde bir not defteri, kalemim hazır; sokakta rastlaşacağım insanlarla göz temas kurarım, sohbet kapısını açarım. İstanbul’dan gelmiş bir sosyolog adayı olarak, taşrada – hatta kent çeperinde – yaşayanların günlük ritüellerine karışmak isterim. Gürsu’da yürürken, çay ocağında oturan yaşlı kadın, bakkalda tezgahtaki genç kız, inşaatta çalışan işçi; hepsinin hikâyesi aynı anda hem somut hem de metaforiktir. Bu gözlerle Gürsu’nun nüfusuna, toplumsal yapılarına, bireylerin birbirleriyle kurdukları bağlara mercek tutmak…
Yorum BırakGürgen Adı Nedir? Eğitim Perspektifinden Derinlemesine Bir İnceleme Giriş: Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü ve Eğitimci Bakışı Eğitim, yalnızca bilgi aktarımından ibaret değildir; aslında, bireylerin dünyayı nasıl algıladığını, nasıl düşündüğünü ve nasıl davrandığını dönüştüren bir güçtür. Bir eğitimci olarak, öğrenmenin, her öğrenciyi farklı bir yolculuğa çıkaran, benzersiz ve derinlemesine bir deneyim olduğunu fark ediyorum. Her bir öğrenci, yeni bilgileri ve becerileri öğrenirken, çevresini, toplumsal yapıyı ve kendi potansiyelini keşfeder. Eğitim, sadece bireyi değil, toplumları da dönüştüren bir süreçtir. Bu bağlamda, “Gürgen adı nedir?” sorusuna da pedagojik bir bakış açısıyla yaklaşmak, öğrenme teorileri ve pedagojik yöntemler ışığında daha derin bir anlam kazanır. Gürgen…
Yorum BırakGüneşlenme Saati Kaç Olmalı? Bir Edebiyatçının Işığa Yolculuğu Güneş yalnızca gökyüzünün değil, kelimelerin de yakıcı merkezidir. Her sabah doğarken insanın içini bir romanın giriş cümlesi gibi aydınlatır; bir hikâyenin umutla başlayan ilk satırları gibidir. Edebiyat, ışığın gölgesine, sıcaklığın tenimizde bıraktığı hatıraya sığınır. “Güneşlenme saati kaç olmalı?” diye sorarken, aslında sorunun kendisi bile bir metafordur: İnsan ne kadar ışığa dayanabilir, ne kadar karanlığa tahammül edebilir? Kelimelerin Işığı: Güneşle Yazmak Yazmak, bir anlamda güneşin altında durmaktır. Kelimeler, yazarın içsel gölgesini eritmeye çalışırken bazen yakar, bazen iyileştirir. Virginia Woolf’un Mrs. Dalloway’inde Londra sabahının ışığı, karakterlerin iç dünyasını bir ayna gibi yansıtır; her güneş…
Yorum BırakKapora Kime Verilir? Bilimin Işığında Günlük Hayatın Cevabı Hepimiz hayatımızın bir noktasında bir şey satın almak, kiralamak ya da rezervasyon yaptırmak isterken “kapora” kelimesiyle karşılaşmışızdır. Belki bir ev tutarken, belki de bir düğün salonu ayırtırken. Peki hiç düşündünüz mü, kapora dediğimiz bu küçük ama kritik ödeme neden var ve gerçekten kime verilmesi gerekir? Gelin, bu soruya hem bilimsel bir merakla yaklaşalım hem de günlük hayatın gerçekleriyle harmanlayarak anlamlandıralım. Kapora Nedir? Ekonomik Davranışın Psikolojisi Kapora, en basit tanımıyla bir hizmet veya mal satın alma niyetinin ciddiyetini göstermek için yapılan ön ödemedir. Ancak mesele sadece para değildir; aslında kapora, insan davranışlarının ekonomik…
Yorum BırakKan Parası Miras Kalır mı? Acının İskontosuna Hayır! Ben durduğum yeri gizlemeyeceğim: Kan parası miras kalır mı? diye sormak bile, acıyı muhasebe kalemine çevirmeyi meşrulaştırıyor. Evet, biliyorum; hukuk metinleri “alacak hakkı”, “tazminat”, “diyet” der. Gelenek “helalleşme” diye paketler. Ama çıplak gerçek şu: parayı miraslaştırdıkça, travmayı da miraslaştırıyoruz. Bu yazı tartışma çıksın diye yazıldı. Çünkü bazı soruların cevabı sadece “kanuni olarak mümkündür” değil; ahlaken kaçınılmalıdır da olabilir. Kısa özet: “Kan parası” kimi bağlamda tazminat/kısmî onarım gibi görünse de, miras konusu yapıldığında adaleti değil, suskunluğu miras bırakır. Hukuken farklı rejimler, farklı sonuçlar doğurabilir; etik düzeyde ise soru hâlâ yakıcı: Acının fiyatını kim…
Yorum BırakSakız Çiğnemek Gıdı Yapar Mı? Felsefi Bir Deneme Felsefi bir bakış açısıyla hayatın sıradanlıkları üzerine düşünmek, anlam arayışının derinliklerine inmeye yol açar. Sakız çiğnemek gibi, günlük yaşamda fark etmediğimiz eylemler bile, bir düşünür için insan doğasını ve varoluşun anlamını sorgulamak için bir araç olabilir. Sakız çiğnemek gıdı yapar mı? Bu soruya yanıt aramak, yalnızca bedensel değişimlerin ötesine geçmekle kalmaz, aynı zamanda etik, epistemoloji ve ontoloji gibi felsefi kavramların ışığında, insan bedenini ve toplumun estetik anlayışını da incelemeye davet eder. Bu yazıda, bu soruya felsefi bir çerçeve içinde yaklaşacak ve daha derin tartışmalar için kapı aralayacağız. Etik Perspektiften Sakız Çiğnemek Felsefi…
2 YorumMükemmel Ne Demek? Psikolojik Bir Mercekten Bakış Psikologların odasında sıkça duyduğumuz bir soru vardır: “Mükemmel olmalı mıyım?” Bu soru, insanın içsel dünyasında sürekli bir uğraş ve denge arayışını yansıtan bir sorudur. İnsan, genellikle çevresinin ya da kendi beklentilerinin yükü altında mükemmel olmayı hedefler. Peki, gerçekten mükemmel olmak mümkün mü? Ve mükemmeliyetin peşinden gitmek psikolojik açıdan ne gibi etkiler yaratır? Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre “mükemmel”, “kusursuz, eksiksiz” anlamına gelir. Bu tanım, ilk bakışta ulaşılması kolay bir hedef gibi görünebilir. Ancak psikolojik açıdan baktığımızda, mükemmeliyetin insan zihnindeki karşılığı çok daha karmaşık ve derindir. Bu yazıda, mükemmel olma isteğinin bilişsel, duygusal ve…
2 YorumMistik Deneyim Ne Demek? Edebiyatın Dönüştürücü Gücü Üzerine Bir İnceleme Kelimelerin gücü, bir yazarın elindeki en etkili silah olmuştur her zaman. Bir anlatıcı, sözlerle dünyaları inşa edebilir, karakterlerin iç dünyasına derinlemesine inebilir ve okuyucuyu bilinçaltının derinliklerine sürükleyebilir. Ancak kelimeler yalnızca bir anlatı aracı değildir; bazen onlar, bir gerçeği keşfetmenin, bir evreni anlamanın ya da ruhsal bir deneyimi aktarmanın kapılarını aralar. Mistik deneyim de bu tür bir derinlik arayışının, bilinç ötesine geçişin bir parçası olabilir. Edebiyatın büyüsü, bu tür deneyimlerin izini sürmek, onları farklı karakterler ve temalar üzerinden çözümlemek ve nihayetinde okurun ruhunda bir yankı uyandırmaktır. Mistik deneyim, kelimelerle ve anlamlarla…
2 Yorum